Skip to content

OTOMOBİL

Otomobiller ve Sektör Hakkında Güncel Bilgiler

Archive

Category: Renault

renault_logoFluence’in elektrikli versiyonu da Bursa’da üretilecek. ZE Fluence olarak isimlendirilen aracın üretimine 2011 yılında başlanacak.

Frankfurt Otomobil Fuarı’nda konu hakkında açıklama Renault Başkanı Carlos Ghons, Renault’nun 2020 yılına kadar tüm satışlarının yüzde 10′unu elektrikli otomobillerin oluşturacağını belirterek, şunları söyledi:

“Renault olarak 2011 yılında Türkiye’de elektrikli otomobil üretmeye başlayacağız. Bu otomobillerin 10 bin adetini şimdiden ön siparişle İsrail ve Danimarka’ya sattık. 2020′de satışlarımızın yüzde 10′unu elektrikli otomobiller oluşturacak. Bu segment için üretim üssümüz Türkiye olacak. Hükümet ile görüşmelerimiz sürüyor.”

Ghons’un bu açıklamalarının ardından, Oyak Renault Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Celal Çağlar da yaptığı açıklamada, önümüzdeki günlerde Renault olarak Çevre Bakanı ile de temas sağlayarak, sıfır emisyonlu araçlar için vergi teşvikleri konusunun ele alınacağını, Kyoto Anlaşması’na uygun kararlar alınmasını beklediklerini belirtti.

Renault_Fluence

Vw_logoVW CEO’su Martin Winterkorn, Manager Magazin dergisi ile yaptığı röportajda, Suzuki ile VW arasında olabilecek bir ortaklığın, Suzuki’nin küçük otomobiller üzerindeki uzmanlığından dolayı, ilginç olabilecegini söyledi.

Volkswagen’e yakın kaynaklara göre de, Suziki ve VW arasındaki görüşmeler birkaç aydır devam ediyor. Volkswagen’in Suzuki’ye iki farklı teklif götürdüğü belirtilirken, bu tekliflerden öncelikli olanının, Suzuki’nin %10 hissesinin VW tarafından satın alınması olduğu belitildi. Diğer alternatif ise, VW ve Suzuki’nin “joint venture” yapısı ile işbirliğine gitmeleri.

 SuzukiLogoTüm bu açıklamalara karşın, Suzuki CEO’su Osamu Suzuki, Temmuz sonunda gazetecilere yaptığı açıklamada, VW ile hiçbir görüşmelerinin olmadığını belirtmişti. VW CEO’sunun, Suzuki’nin bu açıklamasından 20 gün sonra bu açıklamanın tersi yönünde yorumlanabilecek bir beyanat vermesi, iki firma arasındaki pazarlıkların olgunlaştığı yönünde yorumlanıyor.

 

 

renault_logoAlman cephesinden bu haberler gelirken, Almanya’nın Avrupa otomotiv piyasasındaki ezeli rakibi Fransa’nın sektördeki oyuncularından Renault’un da Suzuki ile ortaklık görüşmeleri yaptığı, Fransa’dan gelen bilgiler arasında. 

 Küçük otomobil sınıfının gelecekteki büyüme potansiyelinin tüm otomotiv üreticilerinin iştahını kabarttığı şu günlerde, bu segmentte uzmanlığı olan Suzuki, Toyota, Fiat gibi firmalar diğerlerine göre bir adım öne çıkmaya başladılar.

ÖTV indirimi sektöre yaramış…

Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar, ÖTV indiriminin sektöre faydalı olduğunu, stokların bu sayede eridiğini bildirerek, ”ayrıca vatandaşlarımız bunu bir fırsat olarak gördükleri için ciddi anlamda otomobil alma şansı buldular. 3 aylık dönemde geçen yılın aynı dönemine göre 50 bin adetten fazla araç satıldı. Bu önemli bir kazanımdır” dedi.
renault_logo

Aybar, Türkiye’nin finansal verilerinin olumlu olmasından ötürü, bu noktada finansal açıdan fazla sıkıntı çekilmeyeceğinin tahmin edildiğini söyledi.

Ancak reel sektörün tüm dünyayla bütünleşmiş olmasından dolayı, sıkıntının Türkiye’de de hissedildiğini dile getiren Aybar, ”Özellikle otomotiv sektörünün Avrupa Birliğine entegre olduğunu unutmamak lazım. Bu noktada, Avrupa pazarları çöktükçe, Avrupa’da işler kötüye gittikçe, oraya yatırım yapan sektörümüzün yatırım tarafı da durumdan etkilendi” dedi.

Finansal kuruluşların, Türkiye’deki otomobil satın alımlarında son derece önemli bir enstrüman olan finansal kredi çözümlerini engellemeye başlamasıyla otomobillerin satılamaz olduğunu vurgulayan Aybar, bununla birlikte satışların otomatik olarak düştüğünü ifade ederek, şöyle devam etti:

”Nitekim 2008 yılının ekim ayından başlayarak pazarda ciddi anlamda düşüşler yaşamaya başladık. Bunlar yüzde 50 ve 60′lara varan düşüşler oldu. Tüm ümitlerimiz kaybolmuş bir şekilde 2009 yılına girdik. 2009 yılının ilk 3 ayı ne yazık ki yine aynı trendle devam etti. Tam bu noktada bir çözüm beklerken hükümetten konuyla ilgili bir açıklama geldi. 15 Martta başlayan ve 15 Hazirana kadar süren bir ÖTV dönemi yaşadık.

Eğer bu dönem yaşanmasıydı sektör ciddi bir stok yüküyle karşı karşıya gelecekti. Sanayisi tamamen stoğa bağlı sektör, erimeyen stokla ciddi sorunlar yaşayabilirdi. Hatta bazı yatırımları tamamen kaybedebilir, var olan mevcut yatırımların bazılarını da yitirebilirdik. Yaşanan ÖTV dönemi sektörümüze çok şükür ki bir nefes aldırdı. Fazla stok gitti, ayrıca vatandaşlarımız bunu bir fırsat olarak gördükleri için ciddi anlamda otomobil alma şansı buldular.”

Mutluluk veren diğer bir olayın, ülkedeki fabrikaların tam kapasiteyle çalışmaya başlaması olduğunu kaydeden Aybar, Türkiye’nin bu anlamda önemli bir dönem yaşadığını, vatandaşların ekonomik araçlar alabildiğini söyledi.

ÖTV indiriminin yapıldığı üç aylık döneme bakıldığında, geçen yılın rakamlarına göre 50 bin adetten fazla otomobil satıldığını ve bunun çok önemli bir kazanım olduğunu belirten Aybar, sözlerini şöyle tamamladı:

”Ancak ticari araçlarda eskisi gibi bir hareketlilik olmadı. Bunun nedeni ise maalesef, ticari araçların üzerinde bulunan fazla ÖTV. Tabii onlarda yapılan indirim diğer modellere göre çok cüzi kaldı. Bu duruma rağmen, ticari araç satışlarına bakıldığında geçen yılın rakamlarına göre yüzde 7′lik bir büyüme kat ettiğini, toplam pazarınsa yüzde 34 civarında büyüdüğünü gördük.”

kaynak: AA

Renault-Nissan ve Avustralya’nın Victoria Eyaleti hükümeti sıfır salınımlı ulaşımı yaygınlaştırmak amacıyla işbirliğine gittiler.

Renault-Nissan tarafından yapılan yazılı açıklamada,  Avustralya’nın güneydoğusundaki Victoria Eyaleti hükümeti ile sıfır salınımlı bir otomobil projesinin geliştirilmesini araştırmak üzere işbirliği yapıldığı belirtildi.

İmzalanan anlaşma çerçevesinde, Victoria Eyaleti hükümeti ve Nissan mensuplarından oluşan bir ekip, eyalet sınırları içinde sıfır salınımlı otomobillerin yaygınlaştırılması ile ilgili  işbirliği olanaklarını belirlemekle görevlendirilecek.

Nissan Avustralya Başkanı Dan Thomson, elektrikli aile otomobillerinin tasarımı ve üretimi konusunda liderliği hedeflediklerini belirterek, bu otomobilleri 2012 yılından itibaren Avustralya’da satışa sunmayı planladıklarını bildirdi.

kaynak: AA

Yaklaşık iki yıldır çeşitli raporlar ve dosyalarla hurda teşviği için hükümetin kapısını çalan Türk otomotiv sektörü ise hala beklemede...
Kriz döneminde otomobil ve ticari araç üretiminin aksamaması, daha güvenli ve çevreci araçların yollara çıkması için istenilen hurda teşviği konusunda halen bir gelişme yok. 20 yaş ve üzeri araçlara 2003 Mart’ta başlayıp 2004 Mayıs’ta biten dönemde hurda teşviği verildiğini hatırlatan Otomotiv Distribütörleri Derneği Başkanı İbrahim Aybar, “O dönemde yaklaşık 322 bin araç hurdaya ayrıldı. Bunların minimum 200 bin adeti de araçlarını yenileriyle değiştirdi. Biz hurda indiriminin yeniden çıkması için hükümetle görüşüyoruz. Hesaplarımıza göre Türkiye’de 16 yaş ve üzeri 3.5 milyondan fazla araç var. Bu araçlara teşvik verilirse otomobil pazarında yılda minimum 200 bin adet hurdadan dolayı ek satış olur. Ayrıca yoldaki araçlar yenilenerek çevreci adım atılmış olur. Hurda teşviğinin 16 yaş ve üzerinde çıkartılması durumunda bu 3 milyon araç trafikten çekileceğinden havaya verilen karbondioksit oranı da yüzde 8.3 gerileyecek. Vergi gelirleri ise 2010′dan itibaren yılda yüzde 20 artacak” açıklamasını yaptı.

Her şey hazır yasa bekliyoruz
“Hurda teşviği”nin halen çıkmamasının en önemli sebebinin “Ömrünü Tamamlamış Araçların Kontrolü Yönetmeliği”nin tam olarak devreye girmemesi olduğunu kaydeden Aybar şunları kaydetti: “Ankara’da görüştüğümüz bürokratlar ve yetkililer de hurda teşviği konusunda olumlu görüş bildiriyor. Ancak hurda teşviği çıkarsa hurdaya çıkacak araçların ne yapılacağı konusunda formülün devreye girmesi gerekiyor. Hurda araçlara teşvik verilecekse çevreye uygun bertaraf edilmesi de gerek. Bu konuda yasa taslağı tamamlanmış durumda. Yani her şey hazır. Ancak bunun ivedilikle devreye girmesi ardından da atık tesislerinin kurulması gerek. Gerekli düzenlemelerin yapılmasının ardından bizde de hurda desteğinin geleceğine inanıyoruz. Bu işin yıl sonuna gelmeden biteceği inancımızı koruyoruz.”
Türkiye’de halen 30 yaş ve üzeri ağır vasıtalara kilo başı uygulanan hurda destek uygulaması sürüyor. Ancak Ulaştırma Bakanlığı’nın, Maliye Bakanlığı’nın çıkardığı vergi affı ile devreye koyduğu yaklaşık 5 bin TL’lik destekten son derece az sayıda kamyon yararlandı. Çünkü Türkiye’de 30 yaş ve üzeri ağır vasıta parkı faaliyet göstermiyor. Otomotiv sektör yetkilileri 30 yaşın 15 yaşa çekilmesi için hükümete teklif götürdü ancak bir sonuç alamadı.
Teşvikle bu yıl Avrupa’da
800 binden fazla araç satılacak
Avrupa ülkeleri de daha krizin hissedilmeye başlandığı 2008 yılı sonlarında otomotiv sektörüne hurda teşviği dahil Ar-Ge, yatırım ve çevreci araca vergi indirimi gibi uygulamalara başladı. Fransa, Almanya, İtalya gibi AB ülkeleri bu yıl başından itibaren 1.3 milyar euroyu geçen hurda indirimlerini devreye soktu. Almanya 9 yaş ve üzeri otomobilini değiştirmek isteyenlere 2 bin 500 euro destek verirken, Lüksemburg 10 yaş ve üzerine bin 500 euro, Slovakya bin euro gibi indirimlerde bulundu. İspanya 15 yaş ve üzerine hurda desteği verirken yılbaşlarında yüzde 40′ların üzerinde olan satış düşüşünü yılın ortasında yüzde 20′lere kadar çekti. Avrupa Otomotiv Üreticiler Derneği’nin öngörüsüne göre Avrupa’da ülkelerin verdiği hurda teşvikleriyle 2009 sonuna kadar 800 bin adetin üzerinde aracın satılması öngörülüyor.
Bizde yaşlı araç özendiriliyor
Ülkemizde otombil parkının ortalama yaşının 23 yıl dolayında olduğunu söyleyen Otomotiv Sanayi Derneği Başkanı Prof.Dr.Tezer bunun ekonomiklik ve çevrecilikten uzak olduğunu söyledi. Tezer şunları kaydetti: “Hurda araç konusunda mevzuatın bir an önce yürürlüğe girerek hurda araçların bertaraf edilmesi ve ekonomiye kazandırılması yanında parkın yenilenmesi ile üretime destek verilmesi sağlanabilir. Eski araç kullanımını özendiren vergi sisteminin mutlaka değiştirilmesi gerekli bulunuyor.. Halen yürürlükte olan sistemde araç satın almada yüksek vergi hadleri uygulanıyor. Aracın kullanım ömründe yıllık olarak ödenen ve genel olarak “Yol Vergisi” olarak alınan vergi ise ülkemizde Motorlu Taşıtlar Vergisi adı altında aracın yaşı arttıkça azalan ve 16 yaşından sonra da yeni araca göre yüzde 75- 80 daha az bir oranda uygulanıyor. Diğer deyişle yeni araç alımı yüksek vergi ile sınırlandırılırken, eski aracı kullanımı da yaşına göre azalan yıllık vergi ile dolaylı olarak özendiriliyor. Bunun da hurda araç desteğiyle birlikte değiştirilmesi gerek.

Kaynak: Referans Gazetesi