Skip to content

OTOMOBİL

Otomobiller ve Sektör Hakkında Güncel Bilgiler

Archive

Tag: ötv

scrap-carHükümetin, krizin yaralarını sarmak ve iç talebi canlandırmak için başta otomotiv sektörü olmak üzere, bazı ürünlere getirdiği vergi indiriminin dolmasına kısa süre kala ‘hurda teşviği’ yine gündeme geldi. Star gazetesinin haberine göre, otomotivciler, 30 Eylül’de ÖTV indiriminin bitmesiyle hurda teşviğinin başlatılması için kulis yaparken, Maliye hem indirimlerin uzatılmasına hem de hurda indirimine karşı çıktı. Maliye, 2009’un son çeyreğine ve 2010’a ilişkin vergi tahminlerini de vergi indirimlerinin devam etmeyeceğini baz alarak yaptı. Maliye’nin, hiçbir vergi indirimine sıcak bakmadığı, hatta bazı ürünlerde verginin artırılması görüşünü savunduğu belirtildi.

16 YAŞ SINIRI İSTENİYOR

Konuyla ilgili olarak Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın da bir çalışma hazırladığı, kontrollü bir hurda indirimine yeşil ışık yaktığı kaydedildi. Sanayi Bakanlığı’nın önerdiği sisteme göre, hurda araçların otomotiv fabrikalarına teslimi halinde, teşvik sağlanacak. Hurda indirimi konusunda Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı’nın görüş ayrılığına düştüğü bildirildi. Vergi indirimleri ile ilgili olarak Maliye Bakanlığı ve Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ayrıntılı rapor hazırlayacaklar.

scrapcarsHazırlanacak raporlar, sürenin bitimine kısa bir süre kala Başbakan Erdoğan ile yapılacak toplantıda ele alınacak. Bu toplantının sonucuna göre, indirimler konusunda son karar verilecek. Ancak, Maliye ve Hazine’nin indirimlerin kaldırılması yönünde görüş birliğine vardığı şimdiden kulislerde konuşulmaya başladı. Otomotiv sektörü temsilcilerinin, uzun süredir 16 yaş ve üzerindeki araçlar için hurda teşviğinin ÖTV indiriminin ardından uygulamaya konulması yönünde talebi bulunuyordu. Ergün: Bir yerde kesmek icap eder Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, ÖTV ve KDV indirimiyle ilgili uygulamayı ‘ilaç tedavisine’ benzeterek, gerektiği noktada kesmenin önem taşıdığını belirtti. Ergün “İlacı vermeye devam ederseniz, artık bir uyuşturucuya dönüşür hadise. Bir yerde kesmek icap eder. Etki analizlerini bitirmeden vergi indirimleri devam edecektir, devam etmeyecektir, yeni indirimler gelecektir sözleri manipülasyon olur” dedi. Vergi tahsilatı artmadı Maliye karşı çıktı Maliye Bakanlığı’nın, 30 Eylül tarihinde süresi dolacak olan vergi indirimlerinin bir daha uzatılmasına karşı çıkmasında, vergi indirimi yapılan sektörlerde vergi tahsilatının artmamasının etkili olduğu ortaya çıktı. Maliye Bakanlığı denetim elamanları, vergi indirimi yapılan sektörlerdeki vergi artışlarını tek tek çıkardı. Bu kapsamda, birçok firmanın vergi indirimlerini, tüketiciye indirim yerine zam olarak yansıttıkları tespit edildi. Otomotiv sektöründe ise, birinci üç aylık dönemde vergi tahsilatında sağlanan vergi artışlarının, ikinci indirim sırasında gerçekleşmediği tespit edildi.  Bu nedenle, Maliye Bakanlığı vergi indirimlerinin tamamen kaldırılması gerektiği görüşünü savunuyor.

Türkiye’deki araç parkının yaş haritası

tablo_hurda

 

 

 

 

 

Kaynak: Habertürk

Otomotivdeki yerli-ithal kavgası büyüyor!

Otomotivde yerli üreticilerle, ithal araç satan distribütörler arasında büyük bir rekabet yaşanıyor. Uzun bir zamandır gizliden gizliye süren bu kavga ÖTV indirimindeki binek ve ticari araçlar arasındaki farklı uygulamalar nedeniyle daha da gün ışığına çıktı.

Konuya biraz baştan bakmakta yarar var. Bildiğiniz gibi Türkiye’de Renault, Fiat, Hyundai, Toyota, Ford  aynı zamanda Türkiye’de üretim yapan firmalar. Aynı zamanda ithal ürünlerini de pazarlıyorlar. Yani iki şapkaları var. Ancak diğer firmalar sadece ithal ettikleri ürünleri satıyorlar yani distribütör kapsamında yer alıyorlar.  Bu kapsamda distribütör  firmalar, özellikle hükümetin aldığı bazı kararlarda yerli üreticilerin kollandığını alçak sesle de olosa dile getiriyorlar. Örneğin, ÖTV indiriminin öncelikli olarak 1600 cc’den düşük motorları kapsaması, ithal  firmaları ODD yönetimine karşı ayaklandırdı. Ayrıca, binek ve ticari araçlardaki vergi payları da özellikle ticari araç satıcılarının homurdanmalarına yol açtı. Bu aşamada hafif ticari olup da binek olarak satılan ürünlerin kollandığı haklı olarak iddia edildi. Zaten satışlara baktığımızda binek olarak gözüken miktarın büyük bir bölümünün aslında hafif ticari olduğu da açıkca görülüyor. Bu haksız rekabet, binek olarak kullanılan hafif ticari taşıtların, diğerlerine göre öne çıkmasını sağladı. ÖTV indirimi sırasında hükümet yetkililerinin söylemlerinin, yerli-ithal kavgasını körüklemesi de işin bir başka parçasını oluşturuyor. Satışlarda yerli oranının düşük, ithal oranının yüksek olması özellikle eski maliye bakanını rahatsız etmiş ve hesap sorma aşamasına getirmişti. Ekonomik kriz nedeniyle zor günler geçiren otomotiv sektörü öncelikle yerli ve ithal satışlarındaki rekabetle birbirine girdi. İthalcıler  ‘yerliler korunuyor bizi düşünen yok’ derken iki şapkası olan yerliler ise sessiz kalmayı tercih ettiler. ÖTV ile başlayan bu kavga devam ederek şimdi de ticari araç fuarındaki kriz başladı.

2009  ticari araç fuarı yapılacak mı?

Bu yıl aralık ayında yapılması gereken ticari araç fuarı, her yıl yapılan tartışmayı tekrar gündeme getirdi. Sektörü yakından takip edenlerin anımsayacağı gibi, 2007 yılında ticari araç fuarında büyük bir sıkıntı yaşanmış ve iki ayrı tarihte yerli ve ithal olarak iki ayrı ticari araç fuarı düzenlenmişti. Ancak İstanbul’un iki ayrı yerinde yapılan fuar kimseye yaramamıştı. Bu yıl ekonomik krizin de bu olaylara eklendiğini düşünürseniz durum daha da ciddileşiyor. Peki bu sene ne olacak? OSD’ye göre (Otomotiv Sanayi Derneği) bu yıl ticari araç fuarı aralık ayında yapılacak. Uluslar arası fuar takviminde bulunduğu için bir sıkıntı yok gibi gözüküyor. Ancak işin ODD (Otomobil Distribütörleri Derneği) kanadında belirsizlik var. ODD henüz üyelerine fuara katılmaları konsunda bir açıklama göndermiş değil. Firmalar ise ikiye bölünmüş durumda. 2007 yılından dolayı sütten ağzı yanan firmalar fuara sıcak bakmıyorlar. Ticari araçta öne geçen firmalar ise şu anda fuarı destekliyorlar.

Önümüzdeki günlerde bu kavga daha da büyüyecek gibi gözüküyor.

kaynak: Habertürk

Model yıl değişikliği, ÖTV artışı ve sezon etkisi Temmuz ayı otomotiv satışlarını dibe vurdurdu.

Otomotiv pazarı Temmuz’da bir önceki aya göre yüzde 53 daraldı. Otomobil satışları yützde 59, hafif ticari araç satışları ise yüzde 39 düştü. Düşüşün nedeni olarak ÖTV’deki kademeli artış, 2010 model yılı ve sezonsal faktörler gösteriliyor. Otomotiv firmaları Ağustos’ta düşüşü engelleyebilmek için kampanya silahına sarıldı. Kampanyalarda; 6 bin TL’ye varan indirimler, 3 ay sonra ödemeye başlama gibi seçenekler bulunuyor.

 temmuz_satislar
Firmaların Ağustos Kampanyaları

KARSAN: Kampanya kapsamında, J9 Premier Maxi modeline 18 bin TL’ye 18 ay yüzde 0, Hyundai Truck HD Serisi modellerine ise 15 bin TL’ye 15 ay yüzde 0 faiz imkanı sağlanıyor. Ayrıca, araç tutarının tamamı kredilendirilirken, 3 ay sonra ödeme olanağı da bulunuyor. 
CITROEN: Ağustos ayı boyunca 2010 model Citroenlerin sadece binek modellerinde değil, hafif ticari araçlarında da avantajlı fiyatlar sunuyor. Kampanya avantajları ve ÖTV indirimiyle birlikte tüketiciler; C1′e 2 bin 478 TL, C3′e 3 bin 304 TL, C4 Picasso’ya 5 bin 791 TL, C5′e 5 bin 258 TL fiyat avantajı ile sahip olabilecekler. Ticari araçlarda ise Nemo Combi’deki fiyat avantajı 3 bin 998 TL’yi buluyor. 
FORD: Focus benzinli ve Focus Titanium dizel modellerde ÖTV farkını müşteriye yansıtmayan Ford Otosan, 15 Haziran öncesi fiyatları uyguluyor. Ticari araç modellerinde ise, “0″ faizli ödeme koşulları söz konusu. Ayrıca Haziran’da başlayan “klima yarı fiyatına” kampanyası Ağustos’ta da devam ediyor. 

 NISSAN: 2010 model Nissan Qashqai’ler 41 bin 649 TL’den başlayan fiyatlarla satılırken, Micra da 2 bin 77 TL’ ye ve Yeni Note modelinde ise 2 bin 381 TL’ye varan indirim fırsatı bulunuyor.

Kaynak: Sabah

Küresel krizin sembolleri haline gelen Amerikan otomotiv devleri GM ve Chrysler’in Türkiye’deki faaliyetleri her şeye rağmen sürüyor.

GM, Türkiye’de marka olarak tanınmaması ve Opel’le bağdaştırılmamasının avantajını kullanırken, sıkıntıyı ÖTV indirimi süresince istediği sayıda aracı alamamakta yaşıyor. Chrysler ise ‘iflas’ haberlerinden çok Türkiye’de düşük vergi dilimine giren modelinin olmamasının sıkıntısını yaşıyor.

Opel, Chevrolet ve Saab markalarını bünyesinde barındıran GM  Türkiye’nin Genel Müdürü Özcan Keklik, Amerika’daki gelişmelerin morallerini bozsa da Türkiye’yi ne psikolojik ne de satışlar açısından hiç etkilemediğini söylüyor. Bu yılın ilk yarısındaki en büyük sıkıntılarının araç bulamamak olduğunu belirten Keklik, “Özellikle 15 Mart-15 Haziran’da, yani 1. ÖTV indiriminde araç bulsak çok daha fazla satış yapacaktık. Buna rağmen Opel satışımız geçen yıla yakın düzeyde. Bu süreçten daha fazla etkilenmesi beklenen Chevrolet ise geçen yıla göre satışlarını iki kata yakın artırdı” dedi.gm_chrysler

GM sadece şirket ismimiz

Bu durumu, “Türk halkı eğer beğendiği uygun bir model varsa olumsuz haberleri çok fazla takmıyor” diye yorumlayan Keklik, şöyle konuştu: “Bizim en büyük avantajımız Türkiye’de GM markasıyla otomobil satmayışımız. Sadece şirket ismi olarak kullanıyoruz. Amiral gemimiz olan Opel markası ise GM’le bağdaştırılmıyor. Chevrolet’in avantajı ise Opel markasıyla birlikte satılması. Tabi bir de Türkiye şartlarına uygun motor ve model yelpazemizin olması Chevrolet’ye avantaj sağlıyor.”
Türk tüke-ticilerinin Amerika’daki gelişmeleri çok fazla kendileriyle bağdaştırmadığını kaydeden Keklik, şu değerlendirmeyi yaptı: “Tabi arada durumu soranlar, ‘iflas ederseniz’ ne olur diyenler de var. Ama bunların sayısı çok az. Bizim en büyük korkumuz büyük adetli kurumsal satışlardı. Bankalar veya diğer şirketlerin Amerika’daki gelişmeler sonrası filo alımlarından vazgeçmesinden çekindik. Ama orda da bir sorun yaşanmadı.”

Araç var mı araç

Özellikle GM’nin Chapter 11 (iflas koruma başvurusu) sürecinde bile hiç olumsuz durum yaşam adıklarını söyleyen Keklik, şu örneği verdi: “O dönem biz Amerika’nın talimatıyla Türkiye’deki bayilerimize ‘Chapter 11’ konusunda bilgi vermekle görevlendirdik. Tüm bayilerimizi toplayıp, bu sürecin ne anlama geldiğini anlattık. Ama bayilerimiz bu süreçte bile ‘Chapter 11’ı boşverin de araç var mı ondan bahsedin’ diyerek, Amerika’daki durumun çok da önemli olmadığını ortaya koydu.”

Insignia sıkıntıları unutturdu

Özcan Keklik, 2009 yılında en büyük şanslarından birinin yıl başında piyasaya sundukları yeni modelleri Insignia olduğunu belirterek, “Insignia’nın Avrupa’da yılın otomobili seçilmesinin de etkisiyle Amerika’daki sıkıntı bize vız geldi. ÖTV indirimi sürecinde yeni modelimiz büyük talep gördü. Avrupa’da da tutulduğu için 4-5 aylık süreçte 2 bin adet alıp satabildik. 5 bin adet alsaydık müşterisi hazırdı” dedi. Keklik, ÖTV indirimi sürecinde 8 bin araç alabildiklerini bu araçların 2 bininin Insignia geri kalanlarının ise Astra ve Corsa’dan oluştuğunu söyledi.

2011’de yeniden doğarız

CHRYSLER, Fiat ortaklığının bu yıl ve 2010 yılında stratejik planlar ve çalışmalarla geçeceğini söyleyen Uğur İrfanoğlu, şöyle devam etti: “Biz 2010 yılını da es geçiyoruz. Chrysler’in tüm dünyada ve Türkiye’de çıkışı 2011 yılında başlar. Eğer bu iki yıl doğru yönetilir ve modeller arası uygun geçişler olursa 2011 yılında her şeye yeniden başlayacağız. Eğer bu dönemde modellerimize düşük hacimli Fiat motorları da monte edilirse, yeni bir dönem başlar.”

ABD’ye gidip, ‘küçük motorlu Chrysler’ istedi

BÜNYESİNDE Chrysler, Jeep ve Dodge markalarını bulunduran Amerikan Chrysler’in Türkiye Genel Müdürü Uğur İrfanoğlu, bu süreçte GM kadar şanslı olmadıklarını ifade ederek, “Bizim saklanacak veya başka bir markaya sığınacak şansımız yoktu. Bütün markalarımız yüzde 100 Amerikan. Bu yüzden gelişmelerden etkilenmedik dersem yalan olur” dedi.
En zor süreci yaşıyoruz
Türkiye’deki satışlarının ilk 7 ayda yüzde 50 düştüğünü söyleyen İrfanoğlu, şöyle konuştu: “Bu 2001 krizinden sonra yaşadığımız en zor süreç. Ama bunu sadece Amerika’ya bağlamak doğru olmaz. Eğer bir oran vermem gerekirse, satışlardaki düşüşün yüzde 25’i yurtdışından gelen haberlere, yüzde 75’i ise özellikle ÖTV indirimine uygun düşük vergi dilimine giren aracımızın olmamasına bağlı. Yani bizim 2 litre ve 1.6 litre altında motora sahip aracımız olsaydı, bizi Amerika’daki sıkıntı etkilemezdi.
İrfanoğlu, kısa bir süre önce Daimler-Benz’le ortaklığı biten, kriz sürecinde ise İtalyan Fiat’ın kontrolüne geçen Chrysler’in Türkiye’de nasıl yapılanacağı konusunda ise henüz bir bilgilerinin olmadığını söyledi. İrfanoğlu, “Biz Türkiye’de hâlâ Mercedes’le aynı binada Chrysler’i yönetiyoruz. 1 yıl daha kontratımız var. Bundan sonra Türkiye’de Fiat’ın bünyesine mi gireceğiz yoksa bağımsız olarak mı faaliyet göstereceğiz henüz belli değil. Ben aynı Renault-Nissan gibi bağımsız olarak faaliyet göstereceğimizi düşünüyorum. Ama Fiat’la işbirliğinin Chrysler için özellikle Türkiye’de büyük fırsat yaratacağına inanıyorum” diye konuştu.
Türkiye’de düşük vergi dilimine giren modellerinin olmamasının özellikle bu yıl büyük sıkıntısını çektiklerini söyleyen İrfanoğlu, bir çok kez Amerika’ya gidip bazı modellere 1.9 ve 1.6 litre motorlar koymak konusunda talepte bulunduklarını belirtti. İrfanoğlu, “Bu talepleri Fiat bünyesine girmeden önce yapmıştım. Özellikle Dodge Caliber modelimize 1.6 litre, 4×4 modelimiz Jeep Patriot’a ise 1.9 litre dizel motor konulması için uğraştım. Bu sayede Türkiye’de satışlarımızı kısa sürede 4-5 kat artıracağımızı söyledim. Şimdi Fiat’ın sahip olduğu küçük motorlarla bu süreç daha hızlı işleyebilir” dedi.

Kaynak:  Hürriyet

ÖTV indirimi sektöre yaramış…

Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar, ÖTV indiriminin sektöre faydalı olduğunu, stokların bu sayede eridiğini bildirerek, ”ayrıca vatandaşlarımız bunu bir fırsat olarak gördükleri için ciddi anlamda otomobil alma şansı buldular. 3 aylık dönemde geçen yılın aynı dönemine göre 50 bin adetten fazla araç satıldı. Bu önemli bir kazanımdır” dedi.
renault_logo

Aybar, Türkiye’nin finansal verilerinin olumlu olmasından ötürü, bu noktada finansal açıdan fazla sıkıntı çekilmeyeceğinin tahmin edildiğini söyledi.

Ancak reel sektörün tüm dünyayla bütünleşmiş olmasından dolayı, sıkıntının Türkiye’de de hissedildiğini dile getiren Aybar, ”Özellikle otomotiv sektörünün Avrupa Birliğine entegre olduğunu unutmamak lazım. Bu noktada, Avrupa pazarları çöktükçe, Avrupa’da işler kötüye gittikçe, oraya yatırım yapan sektörümüzün yatırım tarafı da durumdan etkilendi” dedi.

Finansal kuruluşların, Türkiye’deki otomobil satın alımlarında son derece önemli bir enstrüman olan finansal kredi çözümlerini engellemeye başlamasıyla otomobillerin satılamaz olduğunu vurgulayan Aybar, bununla birlikte satışların otomatik olarak düştüğünü ifade ederek, şöyle devam etti:

”Nitekim 2008 yılının ekim ayından başlayarak pazarda ciddi anlamda düşüşler yaşamaya başladık. Bunlar yüzde 50 ve 60′lara varan düşüşler oldu. Tüm ümitlerimiz kaybolmuş bir şekilde 2009 yılına girdik. 2009 yılının ilk 3 ayı ne yazık ki yine aynı trendle devam etti. Tam bu noktada bir çözüm beklerken hükümetten konuyla ilgili bir açıklama geldi. 15 Martta başlayan ve 15 Hazirana kadar süren bir ÖTV dönemi yaşadık.

Eğer bu dönem yaşanmasıydı sektör ciddi bir stok yüküyle karşı karşıya gelecekti. Sanayisi tamamen stoğa bağlı sektör, erimeyen stokla ciddi sorunlar yaşayabilirdi. Hatta bazı yatırımları tamamen kaybedebilir, var olan mevcut yatırımların bazılarını da yitirebilirdik. Yaşanan ÖTV dönemi sektörümüze çok şükür ki bir nefes aldırdı. Fazla stok gitti, ayrıca vatandaşlarımız bunu bir fırsat olarak gördükleri için ciddi anlamda otomobil alma şansı buldular.”

Mutluluk veren diğer bir olayın, ülkedeki fabrikaların tam kapasiteyle çalışmaya başlaması olduğunu kaydeden Aybar, Türkiye’nin bu anlamda önemli bir dönem yaşadığını, vatandaşların ekonomik araçlar alabildiğini söyledi.

ÖTV indiriminin yapıldığı üç aylık döneme bakıldığında, geçen yılın rakamlarına göre 50 bin adetten fazla otomobil satıldığını ve bunun çok önemli bir kazanım olduğunu belirten Aybar, sözlerini şöyle tamamladı:

”Ancak ticari araçlarda eskisi gibi bir hareketlilik olmadı. Bunun nedeni ise maalesef, ticari araçların üzerinde bulunan fazla ÖTV. Tabii onlarda yapılan indirim diğer modellere göre çok cüzi kaldı. Bu duruma rağmen, ticari araç satışlarına bakıldığında geçen yılın rakamlarına göre yüzde 7′lik bir büyüme kat ettiğini, toplam pazarınsa yüzde 34 civarında büyüdüğünü gördük.”

kaynak: AA

Yaklaşık iki yıldır çeşitli raporlar ve dosyalarla hurda teşviği için hükümetin kapısını çalan Türk otomotiv sektörü ise hala beklemede...
Kriz döneminde otomobil ve ticari araç üretiminin aksamaması, daha güvenli ve çevreci araçların yollara çıkması için istenilen hurda teşviği konusunda halen bir gelişme yok. 20 yaş ve üzeri araçlara 2003 Mart’ta başlayıp 2004 Mayıs’ta biten dönemde hurda teşviği verildiğini hatırlatan Otomotiv Distribütörleri Derneği Başkanı İbrahim Aybar, “O dönemde yaklaşık 322 bin araç hurdaya ayrıldı. Bunların minimum 200 bin adeti de araçlarını yenileriyle değiştirdi. Biz hurda indiriminin yeniden çıkması için hükümetle görüşüyoruz. Hesaplarımıza göre Türkiye’de 16 yaş ve üzeri 3.5 milyondan fazla araç var. Bu araçlara teşvik verilirse otomobil pazarında yılda minimum 200 bin adet hurdadan dolayı ek satış olur. Ayrıca yoldaki araçlar yenilenerek çevreci adım atılmış olur. Hurda teşviğinin 16 yaş ve üzerinde çıkartılması durumunda bu 3 milyon araç trafikten çekileceğinden havaya verilen karbondioksit oranı da yüzde 8.3 gerileyecek. Vergi gelirleri ise 2010′dan itibaren yılda yüzde 20 artacak” açıklamasını yaptı.

Her şey hazır yasa bekliyoruz
“Hurda teşviği”nin halen çıkmamasının en önemli sebebinin “Ömrünü Tamamlamış Araçların Kontrolü Yönetmeliği”nin tam olarak devreye girmemesi olduğunu kaydeden Aybar şunları kaydetti: “Ankara’da görüştüğümüz bürokratlar ve yetkililer de hurda teşviği konusunda olumlu görüş bildiriyor. Ancak hurda teşviği çıkarsa hurdaya çıkacak araçların ne yapılacağı konusunda formülün devreye girmesi gerekiyor. Hurda araçlara teşvik verilecekse çevreye uygun bertaraf edilmesi de gerek. Bu konuda yasa taslağı tamamlanmış durumda. Yani her şey hazır. Ancak bunun ivedilikle devreye girmesi ardından da atık tesislerinin kurulması gerek. Gerekli düzenlemelerin yapılmasının ardından bizde de hurda desteğinin geleceğine inanıyoruz. Bu işin yıl sonuna gelmeden biteceği inancımızı koruyoruz.”
Türkiye’de halen 30 yaş ve üzeri ağır vasıtalara kilo başı uygulanan hurda destek uygulaması sürüyor. Ancak Ulaştırma Bakanlığı’nın, Maliye Bakanlığı’nın çıkardığı vergi affı ile devreye koyduğu yaklaşık 5 bin TL’lik destekten son derece az sayıda kamyon yararlandı. Çünkü Türkiye’de 30 yaş ve üzeri ağır vasıta parkı faaliyet göstermiyor. Otomotiv sektör yetkilileri 30 yaşın 15 yaşa çekilmesi için hükümete teklif götürdü ancak bir sonuç alamadı.
Teşvikle bu yıl Avrupa’da
800 binden fazla araç satılacak
Avrupa ülkeleri de daha krizin hissedilmeye başlandığı 2008 yılı sonlarında otomotiv sektörüne hurda teşviği dahil Ar-Ge, yatırım ve çevreci araca vergi indirimi gibi uygulamalara başladı. Fransa, Almanya, İtalya gibi AB ülkeleri bu yıl başından itibaren 1.3 milyar euroyu geçen hurda indirimlerini devreye soktu. Almanya 9 yaş ve üzeri otomobilini değiştirmek isteyenlere 2 bin 500 euro destek verirken, Lüksemburg 10 yaş ve üzerine bin 500 euro, Slovakya bin euro gibi indirimlerde bulundu. İspanya 15 yaş ve üzerine hurda desteği verirken yılbaşlarında yüzde 40′ların üzerinde olan satış düşüşünü yılın ortasında yüzde 20′lere kadar çekti. Avrupa Otomotiv Üreticiler Derneği’nin öngörüsüne göre Avrupa’da ülkelerin verdiği hurda teşvikleriyle 2009 sonuna kadar 800 bin adetin üzerinde aracın satılması öngörülüyor.
Bizde yaşlı araç özendiriliyor
Ülkemizde otombil parkının ortalama yaşının 23 yıl dolayında olduğunu söyleyen Otomotiv Sanayi Derneği Başkanı Prof.Dr.Tezer bunun ekonomiklik ve çevrecilikten uzak olduğunu söyledi. Tezer şunları kaydetti: “Hurda araç konusunda mevzuatın bir an önce yürürlüğe girerek hurda araçların bertaraf edilmesi ve ekonomiye kazandırılması yanında parkın yenilenmesi ile üretime destek verilmesi sağlanabilir. Eski araç kullanımını özendiren vergi sisteminin mutlaka değiştirilmesi gerekli bulunuyor.. Halen yürürlükte olan sistemde araç satın almada yüksek vergi hadleri uygulanıyor. Aracın kullanım ömründe yıllık olarak ödenen ve genel olarak “Yol Vergisi” olarak alınan vergi ise ülkemizde Motorlu Taşıtlar Vergisi adı altında aracın yaşı arttıkça azalan ve 16 yaşından sonra da yeni araca göre yüzde 75- 80 daha az bir oranda uygulanıyor. Diğer deyişle yeni araç alımı yüksek vergi ile sınırlandırılırken, eski aracı kullanımı da yaşına göre azalan yıllık vergi ile dolaylı olarak özendiriliyor. Bunun da hurda araç desteğiyle birlikte değiştirilmesi gerek.

Kaynak: Referans Gazetesi

Otomotiv Distribütörleri Derneğinin (ODD), ”Otomotiv Ticaretinde Yol Haritası, Gelecek 10 Yıl” başlıklı çalışmasına göre, Türkiye’de yeni otomobil satışına uygulanan toplam vergi yükü, Danimarka’dan sonra Avrupa’da ikinci en yüksek oran oldu. Prof. Dr. İ. Yılmaz Aslan, Prof. Dr. Erol Katırcıoğlu, Prof. Dr. İbrahim Kırcova, Prof. Dr. Şükrü Kızılot, Prof. Dr. Metin Taş, Doç. Dr. Galip Altınay, Doç. Dr. Ahmet Mete Çilingirtürk, Doç. Dr. Ercan Gegez, Doç. Dr. Adem Şahin, Yard. Doç. Dr. Burcu Onat, Yard. Doç. Dr. Nükhet Sivri, Yard. Doç. Dr. Ülkü Şahin, Dr. Turgut Ün, Avukat Fatma Eceaslan tarafından hazırlanan çalışmada, ”önümüzdeki 10 yıllık perspektifte otomotiv ticaretinin yol haritası, potansiyel, fırsatlar, çözüm ve öneriler” ele alındı. Çalışmaya göre, Türkiye’de yeni otomobil satışına uygulanan toplam vergi yükü, Danimarka‘dan sonra Avrupa’da ikinci en yüksek oran oldu. Satınalma gücü paritesine göre, Danimarka’nın 2007 yılı kişi başına milli geliri 35 bin 961 dolar ve Türkiye’nin 2007 kişi başına milli geliri 12 bin 74 dolar olduğu göz önüne alındığında, kişi başına gelire oranla Avrupa’da “en yüksek” vergi yükü Türkiye’de bulunuyor. 16 Mart-15 Haziran 2009 arasında ÖTV oranının geçici olarak yüzde 37‘den yüzde 18′e indirilmesiyle, en düşük gruptaki toplam vergi yükü yüzde 61,7′den yüzde 39,2′ye inerek, otomobil fiyatları ortalama yüzde 13,9 ucuzladı. 16 Haziran-30 Eylül 2009 tarihleri arasında ÖTV oranı yüzde 27 olarak belirlenirken, otomobil fiyatlarında vergi indiriminden kaynaklanan ucuzluk etkisi satış rakamlarına yansıdı. 2009 Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran ayları toplam otomobil satışları, önceki yılın aynı aylardaki toplam satışlarına göre yüzde 30 arttı.

Çalışmaya göre, 2009 yılının ilk yarısındaki ekonomik durgunluğa rağmen bu sonuçlara ulaşılması, vergi indirimi uygulamasından önce tahmin edilen esneklik katsayılarının doğruluğunu ortaya koyuyor. ÖTV oranının yüzde 27 olarak devam ettirilmesi durumunda, en düşük gruptaki toplam vergi yükü yüzde 61,7′den yüzde 50′ye inerken, otomobil fiyatları, ortalama yüzde 7,3 ucuzluyor. KDV’nin diğer bazı ürünlerde olduğu gibi yüzde 8′e indirilmesi, yeni otomobil satışları üzerinden alınan yüzde 37 ÖTV’ye ek olarak bu değer üzerinden yüzde 8 KDV alındığında, toplam vergi yükü yüzde 48 olacak. Toplam vergi yükünün yüzde 61,7′den yüzde 48′e düşmesi, reel otomobil fiyatlarının yüzde 8,5 ucuzlamasına neden olacak.

Türkiye’de elde edilen toplam vergi hasılatının yaklaşık üçte birini, doğrudan veya dolaylı biçimde otomotiv sektörü sağlıyor. Türkiye’de otomotiv sektöründen doğrudan veya dolaylı biçimde alınan vergiler şöyle:
“Motorlu Taşıtlar vergisi, motorlu taşıt satışı üzerinden alınan ÖTV ve KDV, otomotiv sektöründe üretim yapan firmaların karları üzerinden alınan Kurumlar Vergisi ve kar dağıtımı üzerinden alınan Gelir Vergisi stopajı, otomotiv sektöründe iş yapan yan sanayide üretim yapan firmaların karlarından alınan Gelir ve Kurumlar Vergisi, oto yedek parça alım satımı yapan kişi veya firmalardan tamir, bakım ve onarım yapan kişi veya firmalardan alınan Gelir veya Kurumlar Vergisi ve KDV, otomotiv sanayi ve yan sanayinde çalışan işçi ve yöneticilerin gelirleri üzerinden alınan Gelir Vergisi, otomotiv satışıyla uğraşan distribütör, bayi ve acentelerin karlarından alınan Gelir ve Kurumlar Vergisi, otomotiv satışıyla uğraşan distribütör, bayi ve acentelerin çalıştırdıkları işçi ve yöneticilerin gelirleri üzerinden alınan Gelir Vergisi, akaryakıt, yağ ve bunun gibi ürünlerin satışı üzerinden alınan ÖTV, KDV ile bu sektörde alım satım yapan kişi veya kurumların kazançlarından alınan Gelir ve Kurumlar Vergisi ile bu sektörlerde çalışan işçi ve yöneticilerin gelirleri üzerinden alınan Gelir Vergisi, ikinci el motorlu araç alım satımı için noterde yapılan işlemler üzerinden alınan harçlar.”
Çalışmaya göre, Türkiye’de sadece akaryakıt satışından elde edilen ÖTV, sayısı 700 bine yaklaşmış Kurumlar Vergisi mükellefinin ödediği toplam verginin yaklaşık 2 katından fazla.

Çalışmada yer verilen değerlendirme ve önerilere göre, Türkiye’de otomobil talebini etkileyen temel iki faktör, tüketici gelirindeki artış ve otomobil fiyatları olurken, önümüzdeki yıllarda gelire bağlı talep artışı Türkiye’nin ekonomik gelişmesine paralellik gösterecek. Lokomotif sektör olarak tanımlanan, yatırım ve istihdam olanaklarıyla Türkiye’nin gelişmesine önemli katkı sağlayan bu sektörün gelişmesini hızlandırmak, otomobil fiyatlarının aşağı çekilmesiyle mümkün olacak. Reel otomobil fiyatları, uluslararası koşullardan kaynaklanan rekabet, girdi fiyatları ve benzer etkiler dikkate alınarak belirlenirken, Türkiye’de otomobil fiyatlarının yüksek oluşunun temel nedeni yüksek vergi oranları oluyor. Hurda piyasasına bağlı olarak hurda teşvikinin çıkarılması, katma değer yaratacak. Hurda piyasasının kurulması konusunda önerilen modelin geliştirilmesi ve kamuoyuna sunulması gerekiyor. Otomobil piyasasının gelişmesi, toplam satışların 1 milyon üzerinde gerçekleşmesi, ticaretin organizasyonuyla ilgili olarak yatırım ve istihdam artışı sağlayacak. Servis ve satış organizasyonunun, 1 milyon üzerinde araç satışına yönelik olarak düzenlenmesi, yeni satış sonrası hizmet istasyonlarıyla satış noktalarının oluşturulmasıyla ilgili olarak yeni yatırımların yapılmasını sağlayacak ve ek istihdam olanakları da yaratılacak. Sektörün daralmasının yaratacağı işsizlik sigortası ve eksik çalışma ödeneği ödemeleri dikkate alındığında, otomotiv sektöründe talep sorununun çözülmesinin önemi ortaya çıkıyor.

Kaynak:  Anadolu Ajansı